The Great Beauty: Roma’nın Işıltısında Kaybolan Bir Hayatın Muhasebesi
Paolo Sorrentino’nun Oscar, Altın Küre ve BAFTA ödüllü başyapıtı; güzellik, yaşlanma, gösteriş ve ruhsal boşluğu Roma’nın görkemli yüzeyi altında birbirine bağlıyor.
Paolo Sorrentino’nun 2013 tarihli filmi, altmış beşinci yaşını Roma’nın seçkin çevreleri arasında kutlayan gazeteci ve eski romancı Jep Gambardella’yı izliyor. Jep kırk yıl önce yayımladığı tek romanıyla edebiyat dünyasına girmiş, ardından yeni bir eser yazmak yerine şehrin gecelerini, davetlerini ve güçlü insanlarını gözlemleyen bir sosyal figüre dönüşmüştür. İlk aşkının ölüm haberini alması, yıllardır ustalıkla sürdürdüğü ironik mesafeyi bozar.
Film, olay örgüsünden çok gözlemler, karşılaşmalar, anılar ve görsel çağrışımlar üzerinden ilerliyor. Roma hem sahne hem karakter hem de Jep’in içine bakmaktan kaçındığı bir aynadır. Antik yapılar, gizli bahçeler, kiliseler, teraslar ve sabaha kadar süren partiler; aynı şehrin ihtişamını ve tükenmişliğini birlikte gösterir.
Resmî fragmanı izle
Roma: Bir şehirden çok, güzelliğin yorucu ağırlığı
Variety, filmi Roma’nın görkemi ve yüzeyselliğini aynı anda taşıyan yoğun, şaşırtıcı bir sinema şöleni olarak değerlendirmişti. Sorrentino’nun şehre bakışı turistik hayranlıktan daha karmaşık: Kamera Roma’ya âşık, fakat bu aşkın insanları uyuşturan bir tarafı olduğunu da biliyor.
The Guardian, filmin zenginlik, tuhaflık ve hüzünden oluşan duyusal bir taşkınlık sunduğunu yazdı. Bu tanım filmin temel çelişkisini yakalıyor. Görüntüler büyüleyici olduğu ölçüde boğucu; şehir her köşede yeni bir güzellik sunarken Jep’in içindeki boşluğu daha görünür hâle getiriyor.
Jep Gambardella: Her şeyi gören, hiçbir şeye tam olarak katılmayan adam
Toni Servillo’nun Jep’i filmin gerçek merkezi. Karakter zekâsını bir savunma mekanizması olarak kullanır; çevresindeki sahtekârlıkları tek cümleyle ortaya çıkarabilir, fakat aynı keskinliği kendi hayatına yöneltmekten kaçınır. RogerEbert.com, filmi çağdaş Roma’yı Jep’in gözlerinden sunan bir karakter incelemesi olarak ele alırken Servillo’nun performansını filmin taşıyıcı gücü olarak öne çıkarır.
Jep yalnızca başarısız bir yazar değildir. Asıl trajedisi, başarının tadını erken almış ve sonrasında hayatını bu ilk başarının etrafında dönerek geçirmiş olmasıdır. Yazmamasını ilham eksikliğiyle değil, hayatın “büyük güzelliğini” yeniden bulamamasıyla açıklar. Bu iddia hem romantik hem kibirlidir; film de Jep’i ne bütünüyle aklar ne de kolayca mahkûm eder.
Fellini’nin gölgesi: Saygı duruşu mu, fazla bilinçli bir taklit mi?
The Great Beauty hakkında yazılan hemen her eleştiri Federico Fellini’ye, özellikle La Dolce Vita ve Romaya gönderme yapar. Gece hayatı, dini gösteri, grotesk bedenler, ünlüler, aristokratlar ve şehrin teatral yüzü bu karşılaştırmayı kaçınılmaz kılıyor. The New Yorker, Sorrentino ile Servillo’nun Fellini ve Mastroianni geleneğini çağdaş Roma’ya taşıdığını, ancak filmin kendi melankolik ve politik tonunu da kurduğunu vurguladı.
Eleştirel itirazlar da tam burada başlıyor. Film International, filmin Fellini etkisini yüzeysel bir biçim gösterisine dönüştürdüğünü; sınıfsal eleştirisinin kendi seçkin çevresinin dışına çıkamadığını savunuyor. Bu görüşe göre film, eleştirdiği lüksü o kadar büyük bir estetik hazla sunuyor ki hiciv ile hayranlık arasındaki çizgi bulanıklaşıyor.
Güzellik ve çirkinlik neden sürekli yan yana?
Filmde kutsal ile bayağı, gençlik ile çürüme, estetik ile kabalık sürekli birbirine dokunur. Bir gece kulübünün gürültüsünden manastır sessizliğine, performans sanatçısının kendini duvara çarpmasından gizli bir sarayın sanat eserlerine geçişler, yalnızca görsel gösteri değildir. Sorrentino güzelliğin tek başına kurtarıcı olmadığını, bağlamdan koparıldığında başka bir tüketim nesnesine dönüşebildiğini söyler.
Film Comment, filmin yoğun görselliğine rağmen son derece konuşkan olduğunu belirtiyor. Gerçekten de Jep’in aforizmaları, sanat ve hayat üzerine konuşmalar, din adamlarının boş nutukları ve entelektüel çevrenin kendini beğenmişliği görüntüler kadar baskın. Bu yoğunluk bazı seyirciler için büyüleyici, bazıları içinse uzun ve kendine hayran bir deneyim yaratıyor.
Ramona ve filmin duygusal kırılması
Sabrina Ferilli’nin canlandırdığı Ramona, Jep’in dünyasına dışarıdan giren en önemli karakterlerden biri. Gece kulübünde çalışan, yaşını ve bedenini saklamayan Ramona; Roma elitlerinin süslü cümlelerinden daha doğrudan bir hayat bilgisine sahiptir. Jep’le ilişkisi romantik bir kurtuluş hikâyesine dönüşmez. Tam tersine, geçici yakınlıkları her ikisinin de zaman karşısındaki kırılganlığını görünür kılar.
Film burada en insani hâline ulaşır. Jep’in keskin mizahı ilk kez karşısındaki insanı küçültmek için değil, onun yanında sessiz kalabilmek için geri çekilir. Ramona’nın varlığı, büyük güzelliğin yalnızca sanat eserlerinde ya da Roma manzaralarında değil, kısa süren ve geri getirilemeyen insan temasında bulunduğunu düşündürür.
Din, mucize ve gösteriye dönüşen kutsallık
Sorrentino’nun dini figürlere bakışı sert ama bütünüyle alaycı değildir. Kardinalin ruhsal sorulara yemek tarifleriyle cevap vermesi, kutsallığın kurum içinde nasıl boş bir gösteriye dönüşebildiğini sergiler. Buna karşılık yaşlı azize figürü, filmin en tartışmalı ama en içten bölümlerinden birini oluşturur. Onun “kökleri yediği” için kutsal sayılması, maneviyatın gösterişli fikirlerden değil, hayatın en basit ve en ağır gerçeklerinden doğduğunu ima eder.
Bu bölüm bazı eleştirmenler için filmin şiirsel doruk noktası, bazıları içinse fazla açıklayıcı ve duygusal bir finaldir. Yine de Jep’in aradığı “büyük güzellik” burada somut bir nesne olarak bulunmaz; çocukluk anısı, ilk aşk, deniz, sanat ve ölüm arasında kısa bir sezgiye dönüşür.
Oscar, Altın Küre ve BAFTA neden geldi?
Film, 2014’te En İyi Yabancı Dilde Film dalında Akademi Ödülü’nü; aynı kategoride Altın Küre’yi ve İngilizce Olmayan En İyi Film dalında BAFTA’yı kazandı. Yapımcı şirket Indigo Film ayrıca Avrupa Film Ödülleri’nde film, yönetmen, erkek oyuncu ve kurgu ödüllerini de listeliyor.
Bu ödüller yalnızca filmin görsel ihtişamıyla açıklanamaz. The Great Beauty, belirli bir şehir ve döneme ait olduğu hâlde yaşlanma, yaratıcı tıkanma, kayıp aşk ve “hayatı gerçekten yaşadım mı?” sorusunu evrensel bir düzeye taşıyor. Ödül başarısının ardında, yerel bir Roma portresini küresel bir orta yaş ve anlam krizine dönüştürmesi yatıyor.
Eleştirmenler neden hâlâ ikiye ayrılıyor?
Rotten Tomatoes’daki yüksek eleştirmen puanı ve Metacritic’teki “evrensel beğeni” düzeyi, filmin uluslararası kabulünü gösteriyor. Variety ve The Guardian gibi yayınlar biçimsel cesareti, Servillo’yu ve Roma portresini överken; eleştirel karşıt görüşler filmin uzunluğu, sınıfsal körlüğü ve kendine hayran estetiği üzerinde duruyor.
Bu ayrışma filmin zayıflığı kadar doğasının da sonucu. Sorrentino ölçülü davranmak istemiyor. Kamera hareketleri, müzik seçimleri, mimari mekânlar ve karakterler bilinçli biçimde “fazla”. Seyirci bu fazlalığı anlatının konusu olarak kabul ederse film büyüleyici; onu yalnızca gösteriş olarak görürse yorucu geliyor.
SinemaZoom yorumu
The Great Beauty, güzelliği huzur veren bir uyum olarak değil, insanın kendi hayatındaki eksikleri fark etmesine neden olan acı bir karşılaşma olarak ele alıyor. Roma’nın her karesi kusursuz görünebilir; fakat Jep’in hayatı bu kusursuz görüntüler arasında giderek daha tamamlanmamış hissedilir.
Film, Fellini’nin mirasına açıkça yaslanıyor ve kimi anlarda kendi hayranlığının ağırlığı altında kalıyor. Yine de Toni Servillo’nun performansı, Luca Bigazzi’nin görüntüleri ve Sorrentino’nun melankolik mizahı bu aşırılığı benzersiz bir sinema deneyimine dönüştürüyor. Jep’in keskin bakışı yalnızca Roma elitlerini değil, seyircinin kendi ertelemelerini de hedef alıyor.
HBO Max’e gelişi, filmi ilk kez görecekler için modern bir Avrupa klasiğiyle tanışma; daha önce izleyenler içinse yaş ilerledikçe anlamı değişen bir esere yeniden dönme fırsatı. Çünkü The Great Beauty, cevap veren bir filmden çok, hayatın sonunda hangi görüntünün gerçekten kalacağını soran bir film.
Görkemli, melankolik ve bilinçli biçimde aşırı bir Roma senfonisi. Kimi anlarda kendine hayran ve uzun; fakat Toni Servillo’nun merkezindeki kırılganlık sayesinde güzellik, yaşlanma ve kaçırılmış hayat üzerine unutulmaz bir modern klasik.
Reviewed by Doç.Dr.E.Mahir Gülcan
on
Ağustos 06, 2026
Rating:
Hiç yorum yok: